Varis, venöz yetmezliğe bağlı olarak ortaya çıkan, özellikle alt ekstremitelerde görülen, venöz damarların kalıcı genişlemesi ve kıvrımlı hale gelmesi ile karakterize bir hastalıktır. Kronik venöz hastalıkların ilerlemiş bir formu olarak kabul edilen varis, hem estetik hem de fonksiyonel sorunlara yol açabilmektedir (Eberhardt & Raffetto, 2014). Günümüzde varis tedavisinde cerrahi müdahaleler, özellikle ileri evre hastalarda sıklıkla tercih edilen yöntemler arasındadır. Ancak cerrahi müdahale sonrası varislerin nüks etme ihtimali, hastalar ve hekimler için önemli bir tartışma konusudur.
Varis cerrahisinin amacı, reflüye neden olan venlerin ortadan kaldırılması veya devre dışı bırakılmasıdır. Bu kapsamda en yaygın uygulamalar arasında stripping, ligasyon ve endovenöz ablasyon yöntemleri yer alır. Ancak literatürde, "cerrahi sonrası varis nüks oranlarının %10 ila %60 arasında değiştiği" bildirilmektedir (Campbell et al., 2016). Bu yüksek varyans, hastanın genetik yatkınlığı, cerrahinin tekniği, yaşam tarzı faktörleri ve venöz sistemin zaman içinde yeniden yapılanması gibi çeşitli etmenlere bağlıdır.
Özellikle safen venin dallarından gelişen yeni kollateral damar oluşumları ya da eksik tedavi edilen perforan venler, nüksün en önemli nedenlerindendir (Jones et al., 1996). Ayrıca, gebelik, obezite, uzun süre ayakta kalmak ve hareketsiz yaşam tarzı gibi risk faktörleri devam ettiği sürece, yeni varis oluşumu kaçınılmaz olabilmektedir.
Sonuç olarak, cerrahi müdahale varisli damarları ortadan kaldırsa da, hastalığın patofizyolojisi devam ettiği sürece nüks olasılığı mevcuttur. Bu nedenle postoperatif dönemde yaşam tarzı değişiklikleri, medikal takip ve risk faktörlerinin kontrolü büyük önem taşımaktadır.
Bilgilendirme notu
Bu yazı kalp ve damar cerrahisi kaynaklarına dayanan genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi kararı için hekim muayenesi gereklidir. Varis şikâyetleriniz için randevu alabilirsiniz.