Bacak toplardamarlarını, kanı yerçekimine karşı ayaktan kalbe taşıyan ve içi tek yönlü vanalarla donatılmış borular gibi düşünebilirsiniz. Venöz yetmezlik, bu vanaların yani kapakçıkların iyi kapanmaması ve kanın bir kısmının geriye, ayağa doğru kaçmasıdır. Sonuçta bacakta kan göllenir, toplardamar basıncı yükselir; ağırlık, şişlik ve varis gibi şikâyetler ortaya çıkar.
Çok sık görülen bir durumdur ve çoğu zaman yavaş ilerler. Erken dönemde yalnız akşam yorgunluğu yapar. Yıllar içinde ise ayak bileği çevresinde deri değişikliklerine ve bazen yaraya kadar uzanabilir. Kapakçıkların nasıl çalıştığını anlamak, hem belirtileri hem de tedavi seçeneklerini anlamayı kolaylaştırır.
Kapakçıklar ne işe yarar?
Toplardamar kapakçıkları, damarın iç duvarından çıkan ince iki yaprakçıktan oluşur. Kan yukarı doğru akarken yaprakçıklar açılır. Akış durduğunda ya da geriye dönmeye çalıştığında birbirine kapanarak yolu tıkar. Bacak boyunca bu kapakçıklardan çok sayıda bulunur; aşağıda daha sık, yukarıda daha seyrektir.
Kapakçıklar tek başına yeterli değildir. Kanı yukarı iten asıl güç baldır kasıdır. Her adımda kasılan baldır kası, kaslar arasındaki derin toplardamarları sıkar ve kanı kalbe doğru pompalar. Baldır kasına "ikinci kalp" denmesi bundandır. Kapakçıklar ise pompalanan kanın geri düşmesini önler. Yürürken bu sistem iyi çalışır. Uzun süre hareketsiz ayakta durunca zorlanır.
Kapakçık yetmezliği nasıl gelişir?
En sık görülen biçimde sorun damar duvarındadır. Duvar zamanla esnekliğini kaybedip genişler. Yaprakçıklar sağlam olsa bile artık birbirine değemez ve arada bir boşluk kalır. Kan bu boşluktan geriye kaçar. Bir kapakçığın yetmezliği altındaki segmentin yükünü artırır; zamanla alttaki kapakçıklar da etkilenir. Böyle gelişen kapakçık yetmezliğine primer, yani kendiliğinden gelişen yetmezlik denir.
İkinci önemli neden geçirilmiş derin ven trombozudur. Pıhtı çözülürken kapakçık yaprakçıklarında kalıcı hasar bırakabilir. Buna sekonder yetmezlik denir ve genellikle derin sistemi etkiler. Pıhtının ne olduğunu derin ven trombozu yazısında anlattık. Çok daha seyrek olarak kapakçıkların doğuştan az ya da hiç gelişmemiş olması da yetmezliğe yol açabilir.
Kimlerde daha sık görülür?
Toplardamar yetmezliğinde en güçlü etkenlerden biri aile öyküsüdür. Anne ya da babasında varis olan kişilerde eğilim daha fazladır; bu konu varis hastalığında genetik faktörler yazısında ayrıca ele alınıyor. Kadınlarda daha sık görülür. Gebelik dönemi, hem hormonların damar duvarını gevşetmesi hem de büyüyen rahmin karın içindeki toplardamarlara baskı yapması nedeniyle önemli bir tetikleyicidir.
Yaş ilerledikçe damar duvarı esnekliğini kaybeder ve yetmezlik daha sık görülür. Günde 8 saat ve üzeri ayakta çalışmak, fazla kilo, hareketsiz yaşam ve uzun süre bacak bacak üstüne atmak gibi alışkanlıklar da katkıda bulunabilir. Etkenlerin birden fazlası aynı kişide bir araya geldiğinde şikâyetler daha erken başlayabilir.
Toplardamar yetmezliği hangi belirtileri verir?
En tipik şikâyet akşamları artan ağırlık ve yorgunluk hissidir. Ayak bileği çevresinde şişlik, gece kramplar, bacakta yanma, kaşıntı ya da huzursuzluk eşlik edebilir. Şikâyetler genellikle uzun süre ayakta kalınca ve sıcak havalarda artar. Bacakları yükseltmek ve yürümek rahatlatır.
Görünür varisler çoğu zaman eşlik eder, ama her zaman değil. Belirgin varisi olmayan birinde ciddi reflü olabilir. Tersine, geniş varisleri olan biri çok az şikâyet tarif edebilir. Yani görüntü ile şikâyetin şiddeti her zaman örtüşmez. Değerlendirmenin muayene ve ultrasona dayanmasının bir nedeni de budur.
Kronik venöz yetmezlik ne demektir?
Kronik venöz yetmezlik terimi genellikle ilerlemiş dönemler için kullanılır. Uluslararası CEAP sınıflaması toplardamar hastalığını 0'dan 6'ya kadar 7 klinik evrede tanımlar. Kılcal damarlar 1. evre, varisler 2. evredir. 3. evrede kalıcı şişlik, 4. evrede deri değişiklikleri, 5. evrede iyileşmiş yara ve 6. evrede açık yara bulunur. Evrelerin ayrıntısı için varis hastalığının evreleri yazısına bakabilirsiniz.
İlerlemiş dönemlerde ayak bileğinin iç yüzünde kahverengi renk değişimi, deride kuruluk ve egzama, deri altı dokuda sertleşme görülebilir. Yüksek toplardamar basıncı deri altındaki küçük damarları ve dokuyu zamanla etkiler. Hastalık her kişide bu evrelere ulaşmaz; ilerleme hızı kişiden kişiye değişir.
Günlük hayatta neler kapakçıkların yükünü azaltır?
Bozulan kapakçığı onaran bir egzersiz yoktur, ama baldır pompasını güçlü tutmak kapakçıkların taşıması gereken yükü azaltır. Günde 30-45 dakika tempolu yürüyüş, merdiven kullanmak, yüzmek ve bisiklet sürmek bu açıdan yararlıdır. Masa başında çalışanlar için her 30-60 dakikada bir ayağa kalkmak ya da oturduğu yerde ayak bileklerini 15-20 kez yukarı aşağı oynatmak basit ama etkili bir alışkanlıktır.
Bacakları akşamları kalp hizasının yaklaşık 15-20 cm üstüne kaldırmak, birikmiş kanın dönüşünü kolaylaştırır. Çok sıcak banyo ve uzun süreli güneşlenme damarları genişlettiği için şikâyetleri artırabilir. Kilo vermek karın içi basıncı azaltır; bu da bacak toplardamarlarına binen yükü hafifletir. Topuk yüksekliği 3-4 cm'yi aşmayan rahat ayakkabılar baldır kasının daha iyi çalışmasına yardım eder. Önlemlerin hiçbiri tek başına hastalığı ortadan kaldırmaz. Yine de birlikte ve düzenli uygulandıklarında, birkaç hafta içinde akşam şişliği ve ağırlık hissinde çoğu kişi belirgin bir fark görür.
Venöz yetmezlik tanısı nasıl konur?
Tanıda temel inceleme renkli Doppler ultrasondur. İnceleme çoğu zaman ayakta ya da ayağın aşağı sarktığı bir pozisyonda yapılır, çünkü reflü yerçekimi etkisinde ortaya çıkar. Hekim damarın üzerine probu koyar ve baldırı sıkıp bırakarak ya da kişiden ıkınmasını isteyerek akışın yönünü izler. İnceleme her iki bacak için genellikle 20-40 dakika sürer.
Yüzeyel toplardamarlarda 0,5 saniyeden uzun geri akış genellikle anlamlı kabul edilir. Derin toplardamarlarda bu sınır daha uzun, yaklaşık 1 saniye olarak kullanılır. Damar çapı, reflünün hangi noktadan başlayıp nereye kadar uzandığı ve derin sistemin durumu da raporda yer alır. Raporun nasıl okunacağı ve ayrıntıların neden önemli olduğu varis tanısında Doppler ve ultrasonografinin önemi yazısında anlatılıyor.
Tedavide hangi seçenekler var?
Erken dönemde ilk adım yaşam alışkanlıklarıdır: düzenli yürüyüş, uzun süre hareketsiz kalmamak, bacakları gün içinde birkaç kez 15-20 dakika yükseltmek ve kilo kontrolü. Kompresyon çorabı şikâyetleri ve şişliği azaltır; doğru seçim için varis çorabı seçimi yazısına göz atabilirsiniz. Venöz yetmezlik için kullanılan bazı ilaçlar şikâyetleri hafifletebilir, ancak bozulmuş kapakçığı onarmaz; kullanımına hekim karar verir.
Ana toplardamarda belirgin reflü varsa ve şikâyetler ya da deri değişiklikleri sürüyorsa girişimsel tedaviler konuşulur. Endovenöz lazer, radyofrekans, yapıştırma ve köpük tedavisi bu seçeneklerdendir. Hangisinin uygun olduğuna Doppler bulgusu, damar çapı ve kişinin durumu göz önüne alınarak hekim karar verir. Yöntemlerin genel bir çerçevesi ameliyatsız varis tedavisi sayfasında yer alıyor.
Kapakçıklar bir kez bozulduğunda kendiliğinden eski haline dönmez, ama şikâyetler ve hastalığın ilerleyişi büyük ölçüde kontrol altına alınabilir. Akşamları bacaklarınız ağırlaşıyor, ayak bilekleriniz şişiyor ya da derinizde renk değişimi fark ediyorsanız bir kalp ve damar cerrahisi uzmanına muayene olmak en sağlıklı adımdır.
Bilgilendirme notu: Bu içerik genel bilgi verir; tanı ve tedavi yerine geçmez. Bacaklarınızda ya da damarlarınızda fark ettiğiniz bir değişiklik için bir kalp ve damar cerrahisi uzmanına başvurun.
Bilgilendirme notu
Bu yazı kalp ve damar cerrahisi kaynaklarına dayanan genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi kararı için hekim muayenesi gereklidir. Varis şikâyetleriniz için randevu alabilirsiniz.